CEMİYETİN RUHUNA FATİHA

CEMİYETİN RUHUNA FATİHA

BELEDİYE Başkanı İsmail Ok´un gazetecilere özel öğle yemeğindeyiz.
      Otel Basri´nin salonunda U masa hazırlanmış.
      Başkan Ok, Büyükşehir Gazeteciler Derneği Başkanı Emrah Ayyıldız´ı yanına buyur etti.
      Lacivert takım, kırmızı kravat eşliğinde bizim Emrah artık protokoldeydi.
      Tebrik ettik.
      Dernek yeni, Başkan yeni.. Hayırlı uğurlu olsun vatana millete.
      Takıldım Emrah´a..
      Sen ki, artık Büyükşehir Gazeteciler Derneği Başkanı´sın.. Kırmızı kravat da pek yakışmış; hiç çıkarma.. Sıfatında Büyükşehir ibaresi olan ilk adamsın...
      N´apmam lazım diye sordu?..
      Sürtün dedim.. İsmail Ok´a şöyle bir sürtün.. Büyükşehir kokusu bulaşsın...
      Gülüştük karşılıklı.
     
      ***
      BÜYÜKŞEHİR Gazeteciler Derneği, geçen gün Tüccar Lokali´nde yemek verdi meslektaşlara.
      İlk etkinlik bu.
      Hayli katılım olmuş.
      Demek ki Balıkesir medyasına yeni bir hava, farklı bir atmosfer lazımmış.
      Hani, birden fazla meslek örgütünün varlığı ´mesleki bölünme´ diye yorumlanabilir.
      Ben öyle bakmıyorum.
      Zenginliktir.
      Sonuçta, kendi sesini örgüt aracılığıyla duyuramıyorsan..
      Ya da örgütteki dengeler sesini kısıyorsa eğer..
      Kendi örgütünü kurarsın, oradan bağır dilediğin kadar!
      Tabi bu işleri, ´her gazetenin kendi derneği´ şekline dönüştürmemek lazım.
     
      ***
      BİR DE, kurumsal kimlikle bireysel ilişkileri birbirine karıştırmamak lazım.
      Meselâ bizim Ramazan Demir..
      Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı..
      Gazeteci ve bir gazetenin yöneticisi olarak bu şehrin Belediye Başkanı´yla restleşebilir.
      Ama meslek örgütünü bu restleşmeye dahil edersen sıkıntı olur.
      Belediye Başkanı sadece bir örnek.. Yakın geçmişte yaşanmışlıklar var olduğu için örnek verdim.
      Genç arkadaşların kurduğu yeni derneği, hem bir gazete işletmesinin arka bahçesi, hem de kurumsal çıkarlar için bir araç olarak görmek istemem.
      Ayrıca, bu şehirdeki güç savaşlarında ´taraf´ olarak anılmasını kabullenmem.
      Severim, sayarım, arkadaşımdır; bazen kızarım, kırılırım, küserim; ama uzun vadeli olmaz; zıtlıklarını da kabullenirim Ramazan Demir´in.
      Hatasını da söylerim..
      Gazeteciler Cemiyeti´nin son kongresindeki manzarayı gözleyip, ´AK Cemiyet´ başlığı atmıştım, hatırlarsanız.
      Ramazan git gide AK´laştı sonra..
      AKP´nin bu şehirdeki siyasal ve bürokratik gücünün sözcüsü oldu bir nevi.
      Birey olarak dilediği role soyunabilir.
      Kurumsal kimlikle olmuyor işte.
      Sırıtıyor.
      Eleştiri alıyor.
      Bu durumu yüzüne de söylerim hep.
     
      ***
      BİR mesaj olsun diye değil, tamamen tesadüfmüş, gençlerin helva kardırması!
      Öğle yemeğinde helva servis edilmiş misafirlere.
      Pek çoğu, Gazeteciler Cemiyeti´nin ruhuna Fatiha gibi algılamış tabi.
      Aklımızın ucundan bile geçmedi dedi gençler.
      Ama aklı cinlikte, fikri hinlikte olanlar çok.
     
      ***
      GENÇLER! Siz, siz olun, biz ve onlar ayrışmasına gitmeyin.
      Size üye olmayanları ötekileştirmeyin.
      Ayrıca, Gazeteciler Cemiyeti´ni de küçümsemeyin.
      Hatasıyla günahıyla eleştirirsiniz.. Ama yaptığı güzel işleri de görmezden gelmeyesiniz.
      Bilirsiniz, kurumlar kalır, insanlar gider.
      Koltuklar değişir.
      Yönetimler değişir.
      Cemiyet, Ramazan Demir´in evladiyeliği değil elbet.
      Günü gelince O da gider.
      Hoş bir sada bırakabilmek aslolan.
     
(Balıkesir Politika'dan)

Güncelleme Tarihi: 16 Ocak 2013, 10:05
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER