banner47

Cami ve cemaat adabı


Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili 
Peygamberimiz (s.a.s.)’in dünyadaki son günüydü. O 
sabah, hastalığından dolayı mescide gidememişti.
Evinin mescide bakan penceresini araladı ve sabah 
namazı kılan ashabını bir müddet seyretti. Ashâb-ı 
kirâmın, saf tutarak Hz. Ebû Bekir’in imametinde 
cemaatle huşû içerisinde namaz kıldıklarını görünce
çok sevindi, tebessüm etti ve Rabbine şükretti.
1
Muhterem Müslümanlar!
Huzur ve güven vadederek bizleri toplayan 
cami, İslam’ın sembolü, birliğimizin ve dirliğimizin 
nişanesidir. Peygamber Efendimizin ifadesiyle 
camiler, “Allah katında en makbul mekânlardır.”2
Ezanlarıyla insanlığı kurtuluşa çağıran, mihrabıyla 
küfre ve cehalete savaş açan, minber ve kürsüsüyle
ilim ve hikmetin basamaklarında yücelten, omuz 
omuza saf tutan müminlerin kardeşliğini ve ümmet 
olma bilincini pekiştiren mukaddes bir yapıdır cami. 
Cemaat ise; ibadet amacıyla Allah’ın 
huzurunda bir araya gelip namaz kılan Müminlerin 
ortak adıdır. Cemaat; medeniyetimizde yer etmiş, 
dinî bir kavramdır. Üzülerek ifade etmek gerekir ki,
tüm dini değerlerimizi ve kavramlarımızı istismar 
eden bir örgüt, cemaat kavramını da çarpıtarak ve 
ayrışmaya yol açacak şekilde kendine mal etmeye
çalışmış, tevhit ve vahdetin sembolü olan bu 
kavramı, fitne ve fesatla, ayrılık ve ihanetle beraber 
anılır hale getirmiştir. Hâlbuki geleneğimizde cemaat 
olmak, tevhit bilinciyle kaynaşmak, vahdete ermek
demektir. Birlikte dirliği elde etmektir. Bu yönüyle
cemaat kelimesi kadın-erkek, yaşlı-genç, zengin-
fakir, engelli-engelsiz toplumun her kesiminden, her 
yaştan ve her sınıftan Müslümanı içinde barındırır.
Değerli Müminler!
Camide bulunmanın ve cami cemaati olmanın 
bazı kuralları ve adabı vardır. Mümin, gönül 
dünyasını durulaştırmak için camiye giderken Allah
Teâlâ’nın “Ey Âdemoğulları! Her mescide 
gidişinizde güzel ve temiz elbiselerinizi giyinin
…”3
ayeti gereğince beden temizliğine dikkat eder, 
güzelce abdestini alır. Kılık kıyafetinin hem temiz 
hem de namazın şartlarından olan setr-i avrete uygun 
olmasına özen gösterir. Camide cemaatle kılınan 
namazın yirmi yedi kat daha faziletli olduğunu haber 
veren4 Allah Resûlü’nün müjdesine nail olmak 
isteyen Müslüman, nahoş kokan yiyecekler yiyip 
camiye gelmenin sünnete aykırı olduğunu bilir.
5
Güzel kokular sürünür. Hiçbir kardeşine rahatsızlık 
vermez, onların huşu içinde namaz kılmalarını 
engelleyen hal ve davranışlardan kaçınır. Kulluk 
görevini ifa ederken kul hakkına girmemeye özen 
gösterir. Sevgili Peygamberimizin cemaate yönelik 
şu uyarısını asla unutmaz. “Dikkat edin! Hepiniz 
Rabbinize münâcât ediyorsunuz. Birbirinizi 
rahatsız etmeyin!...”
6
Kıymetli Müslümanlar!
Vaaz ve hutbeler, birer eğitim yuvası olan 
camilerin insanlığı imana, irfana, ahlaka davet eden 
sesleridir. Caminin ve cemaat olmanın adabı olduğu 
gibi hutbe dinlemenin de bir adabı vardır. Hutbe 
okunurken huşu içinde hatibi dinlemek dini bir 
gerekliliktir. Yanındakiyle konuşmak, başka şeylerle 
ilgilenmek, cep telefonuyla meşgul olmak hutbenin 
özünden uzaklaşmaya, mesajını kaçırmaya ve 
sevabından mahrum kalmaya sebep olur. Sevgili 
Peygamberimiz (s.a.s), bir müminin hutbe esnasında 
göstermesi gereken duyarlılığı şöyle ifade etmiştir:
“Cuma günü imam hutbe okurken konuşan 
arkadaşına: ‘Sus!’ desen bile hatalı bir iş yapmış 
olursun.”
7
Aziz Kardeşlerim!
Namazlarımızı cemaatle eda etmeye gayret 
göstererek camilerimizi canlı tutalım. Resul-i Ekrem 
Efendimiz ile aydınlanan asr-ı saâdette olduğu gibi, 
bugün de ailece camide olalım, çocuklarımızı camiye 
alıştıralım. Yaramazlıklarını bahane ederek onları 
camiden uzaklaştırmak yerine, caminin ve cemaat 
olmanın değerini anlatalım, adabını öğretelim. 
Kadın-erkek bütün Müslümanlar, gönülden bağlı 
olduğumuz camilerimize hürmette kusur etmeyelim. 
Vaaz ediliyor veya Kur’an-ı Kerim okunuyor ise can 
kulağıyla dinleyelim. Cuma namazının geçerlilik 
şartlarından biri olan hutbenin, namazın bir parçası 
olduğunu unutmayalım. İlgi ve alakamızı sadece 
hatibe ve hutbeye verelim. Sözün en güzelini 
dinleyip ona uyanlardan olalım. Her daim Allah’ın 
huzurunda ve ibadet halinde olduğumuzun idrakiyle
yaşayalım.
 

YORUM EKLE