ATASED Başkanı Dikduran, “Ayvalık’ın kurucusu İkonomos değil Türklerdir”

“Ayvalık’ın Medine-i Münevvere Vakfına ait topraklar olduğunu unutmamak gerekiyor. Sonradan bu toprakları kiralayarak yerleşen Rumlardır”

ATASED Başkanı Dikduran, “Ayvalık’ın kurucusu İkonomos değil Türklerdir”

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde kısa adı ATASED olan Ayvalık Tarih Araştırma Sanat ve Eğitim Vakfı Başkanı Özer Dikduran yaptığı açıklamada ilçe tarihi ile ilgili çarpıcı konulara değindi.

Özer Dikduran yaptığı açıklamada, Ayvalık’ın cennetten bir köşe ve turizm kenti olarak derin bir tarihi, kültür geçmişiyle olsun su altı ve su üstü, kara kaynakları toprak zenginlikleri ile Türkiye’nin tanıtımına büyük katkı sağladığını hatırlatarak, “Türkler tarihini, Ayvalık tarihini ve kültürünü ilk çağlardan kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluşunun önemini derinlemesine araştırmaktayız ve nesillerimize anlatacağız. Yeteri kadar doyurucu aktarılmayan ulusal değerlerimiz gibi yaşamsal değerlerimizi işleyerek Halkın bilinçlenmesi ne kadar olması gerekiyorsa eksikliği de has bel kadar gidermeye çalışacağız. Yeter ki önümüz tıkanmasın yeterli destek verilsin” dedi.

Ayvalık’a sahip çıkacak olan sokaktaki halkın  bilgi zenginliğine en kısa sürede kavuşturulması gerektiğini kaydeden Başkan Dikduran, “Aktarılan bilgi kaynakları ve çalışmaların halkı kucaklamadığı bir gerçektir. Bilginin aktarıldığı yerler halkın katılım sağlayabileceği yerler olmadığı gibi bilgilendirme yönteminin bir ayağı eksiktir. Dostlar halk bize gelmiyorsa biz halka gideceğiz. Halkla yüzleşmekten korkmayacağız. Ayvalık Tarih Araştırma Sanat Eğitim Derneği olarak Ayvalıkta sevgi, kardeşlik yüklü insana ve Türklüğüne değer veren bir yaşam mümkün. Bir yandan ölümsüzlük ağacı olan zeytini unutmadan kararlılıkla sahip çıkarak insana dair İnsanı düşünerek ve her şeyi onun için güzelleştirmek yeter. Tabii ki bu konuda ilgili olan Tüm STK temsilcilerinle seferberlik başlatılarak ve mahalle muhtarlarımızı da dâhil edilince bir yol haritası çizilmesi daha kolay olacaktır” ifadelerini kullandı.

 

“AYVALIK KÜÇÜK BİR KASABA DEĞİL 1771 DEN BU YANA OSMANLI DEVLETİ’NE BAĞLI TİCARİ BİR LİMANDIR”

Yalnızlaştıranın yalnızlaşacağını savunan Özer Dikduran, “Bu acı bir gerçektir. Yapılacak çalışmaların halka taşınarak daha da güçlü bir şekilde hayat bulacağı bir gerçektir. Ayvalık için alışıla gelmiş turizm fikrinin de ötesine doğru bizimde çalışmalarımız vardır. Elimizdeki Tarih, Kültür, insan, Gastronomi ve yeniden Ayvalık’ı geçmişten bu güne ayrıcalıklı kılan yaşam kültürünü geliştirerek çalışmalarımızı ortaya koyacağız. Ayvalık tarihsel, ulusal, yerel kültürünün özellikleri ile kava-i Milliye’nin de önemini göz önünde bulundurarak bir kent haritası çok daha zengin ve doyurucu bir coğrafyasıyla paylaşılmaz güzellikler sergileyeceği kaçınılmaz bir gerçektir. Ayvalık’ın kurucusu İkonomos değil Türklerdir. Türklerin Anadolu’nun batısının uçlarında kalan Ayvalık’a gelip hâkim olmasıyla başladığı tarihi süreç içerisinde Osmanlı devlet düzeninde topraklar devletindi. 1914 yılına ait kayıttır. Daha önce de belirttiğimiz gibi Memalik-i Ali Osman’ın Bütün arazisi Devlete aitti. Devletin tebaası yani ‘devletin kulları’ devletin kiracısıydı. Devlet, hem saray erkânına, sultanlar ve şehzadelere hem de yöneticilere, kumandan, vezir, vali, ulamalara mülklerini arpalık olarak verirlerdi.

 Ayvalık’ın Medine-i münevveri vakfına ait topraklar olduğunu unutmamak gerekiyor. Sonradan bu toprakları kiralayarak yerleşen Rumlardır. Özerkleştirilmiş bir yer olduğunu söyleyerek değil sağlam gerçek belgelerle tanımlanması gerekiyor. Ayrıca Ayvalık küçük bir kasaba değil 1771 den buyana Osmanlı Devleti’ne bağlı ticari bir limandır. Barbaros Hayrettin Paşa’nın gemileriyle Karadeniz’ den Ak Deniz’e ayrıca Avrupa’ya açılan deniz yolu liman şehridir. Bu bölgeler hakkında piri reisin kitabesinde yund bölgesi olaraktan geçmektedir.  Binlerce yıllık geçmişi olan tarihi bir dokunun içinde filizlenmiş bu yerleşim bölgesidir. Üst, üste var olmuş Tarih ve kültür katmanlarını konuklarına cömertçe sunabilecek bir turizm bölgesidir. Tarih, deniz, güneş, kum, doğa, mutfak değerlerinin tümünü bir arada bulabileceğimiz, bir zamanlar şimdilerde unutulan mahalle kültürü ve yardımlaşmayı da yeniden yaşatabilmek ana hedeflerimizdendir. Anadolu coğrafyasının her karışı için söyleyeceklerimizi tabii ki Ayvalık için de söyleyebiliriz hatta daha da fazlasını Ayvalık hak ediyor. Biz de bu fikirden yola çıkarak Ayvalık’ı bunca yılın yaşanmışlıklarıyla harmanlayarak,  önce halkımızı bilinçlendirmeli ve yaşayanlarımız gelen misafirlerimize Ayvalık’ı anlatabilmelidir. Gezdirecek gönüllü rehberlik geleneğini istihdam edebilmeliyiz. Havayı koklamak, mimari dokuyu hissetmek ve bu dokuyu gerçek ayrıcalıklı kılan Rum evleri değil de olması gerektiği gibi Doğu Roma dönemine kadar dayanan, Selçuklular ve Osmanlı mimarisi olarak günümüze gelen mimari kültürün bir uzantısıdır ve Ayvalık evleri olarak anlatmak bizce daha doğrudur. Bu yolda bize tabii ki yüzyıldan fazla bir zaman öncesinde Ayvalık’ı kare, kare fotoğraflanmış haliyle şimdiki halini gezerek anlatacak Ayvalıklılar önderlik edecektir. Elimize geçen birçok fotoğraf sayesinde Ayvalık gezi rotalarını daha bir zenginleştirerek tanıtım projelerimizi bizlerde hayata geçirmeye çalışacağız” dedi.

 

“KİDONİA’NIN ŞEKLİNE BENZEYEN BİR YELPAZEYLE BATI RÜZGÂRLARINI GÖĞÜSLEYEREK İLERLEMENİN DAHA DOĞRU OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUZ”

Şehrin her bir mahallesinin hikâyesi olduğunu kaydeden Dikduran, “Biz bu hikâyenin en başından başlayarak Ali Çetinkaya önderliğinde atılan ilk kurşun tepesi Prufitilya’nın, ulusal kurtuluşun canlandığı tepenin üzerinden tıpkı bir Kldonia’nın şekline benzeyen bir yelpazeyle batı rüzgârlarını göğüsleyerek ilerlemenin daha doğru olacağını düşünüyoruz. Tabii ki güney kuzey ekseninde bulunan tarihi yerler konsolosluklar, ataşelikler Anadolu’nun dünya ticaretine yön veren fabrikalarımız ve bankaların ve sahil kesiminde birlikte bulunduğumuz farklı toplulukların, ibadethaneleri ve kentin belleğinde yer etmiş önemli yerlerin de tarihini işleyerek anlatacağız. Ardından Altınova (Ayezmend), Küçükköy, Alibey Adası (Moshonisi) ve diğer adalarımızı da unutmamak kaydıyla bölgemizin mitolojik dönemden başlayarak günümüze kadar tarihini işleyerek çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Çalışmalarımıza ilgi duyan destek verebilecek dostlarımızı aramızda görmeyi arzuluyoruz” diye konuştu.

(Suat Salgın)

Bekir Terzioğlu

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER