Kurtuluş etkinliklerinde yaşanan rezilliğe STK'lar, Mehmet Akif'in mısraları ile cevap verdi

Kurtuluş etkinliklerinde yaşanan rezilliğe tepki için STK’lar, meydandaydı

Kurtuluş etkinliklerinde yaşanan rezilliğe STK'lar, Mehmet Akif'in mısraları ile cevap verdi

Edremit Sivil Toplum Kuruluşları, Edremit’in kurtuluş etkinliklerinde yaşanan rezilliğe sessiz kalmadı.

Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan bir grup, kadına yapılan saygısızlığa büyük tepki göstererek Mehmet Akif'in mısraları ile cevap verdi

 Memur-Sen Kadın Kolları Başkanı Nurhayat Şahin tarafından yapılan açıklamada, Mehmet Akif Ersoy'un satırları ile cevap verildi:

Şahin, şunları söyledi: “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.  Milletimizin Kurtuluş Savaşı'nda verdiği mücadeleyi en güzel şekilde anlatan Mehmet Akif Ersoy'u, millî marşımızın muhtevasını tam olarak anlayamayan, yahut anlamamak konusunda büyük direnç gösterenler; varlığının devamını kendinden olmayanları aşağılayarak, ötekileştirerek sağlamaya çalışmaktadır. Kendi milletini aşağılamak uğruna da olsa bu “çağ dışı" tutumdan vazgeçmemektedirler.

Edremit’imizin düşman işgalinden kurtuluşu sebebiyle düzenlenen törende Türk kadınını mahkûm edilmiş ve zincire vurulmuş olarak tasvir eden, skandal bir gösteriye imza atılmıştır. Kurtuluş mücadelemiz Maraş'ta annelerimizin çarşafına uzatılan elin indirilmesi ile başlamışken, böyle bir gösterinin sunulması milletimizin sahip olduğu manevî değerleri yok saymaktır.

 Kadınımız tarihin hiçbir döneminde mahkûm olmamış, zincire vurulmamıştır. Özgürlüğünü korumak uğruna gözünü kırpmadan, canını hiçe sayarak cepheye yürümüş, esaret altında yaşamaktansa çocuğunun örtüsünü sırtladığı mermiye örtmüş, gerektiğinde canını vermiştir.

Bizler biliyoruz ki bugün sahip olduğumuz hürriyeti Nene Hatunlara, Kara Fatmalara, Şerife Bacılara borçluyuz. Çağdaşlığı; milletimizin özünde yer alan, köklü kadim değerleri yok saymak, kadınların örtüsüne hakaret etmek, milletimizin maneviyatını reddetmek olarak kabul edenler, açıkça milletin birliğine ve dirliğine düşmanlık etmektedir. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi, kardeşi ve eşinin de giydiği kıyafetin çağdışı olduğunu savunmak ta kendi içinde çelişkili başka bir yönüyle de hakarettir.

Açıkça hastalıklı bir bilinçaltının yansıması olan bu zincirleme oyunu, aynı zamanda pervasızca sahnelen bir maneviyat düşmanlığıdır. Bu oyuna imza atan sivil toplum kuruluşu ise toplumda büyüyen tepkiler karşısında yaptığı açıklamayla mizansenin bilinçli olarak çarpıtıldığını, gösterinin bir gelenek olarak sembolik anlatımla gerçekleştirildiğini iddia etmiştir. Bu açıklamanın gerçek niyeti saklamaya yönelik bir takiye olduğu aşikardır. Toplumun değerleri ile oynamaya çalışmak ise büyük bir cüreti içinde barındırmaktadır.

Yaşanan bu hadiseyi münferit bir olay ya da sembolik bir anlatımın yanlış anlaşılması olarak görmek mümkün değildir. Bu olay ülkemizde maalesef hala toplumun değerlerine saygı göstermekten uzak köhne zihniyetin varlığının göstergesidir. Hadiseye gösterilen haklı tepkileri anlamamakta ve çarpıtmakta ısrar eden tüm beyanatlar yok hükmündedir. Bu olayın bir “gelenek” olarak her sene gerçekleştirildiğini söylemek ise şecaat arz ederken sirkatin söylemek kabilindendir.

Türk milletinin bağımsızlığını kazanmak için verdiği Milli Mücadele'nin bir parçası olan Edremit, işgal yıllarında gösterdiği özveri sayesinde tarih sahnesindeki haklı yerini almıştır. Böyle iken bugün Edremit’i gündeme taşıyan bu menfur olay, aynı zamanda milli bağımsızlığımız uğrunda şehadet şerbeti yudumlamış şehitlerimize, aziz gazilerimize yine onların evlatları olan Edremit’lilere bir hakarettir. Toplumun geçmişi ve değer yargıları ile barışmak yerine onunla mücadele etmek hangi rasyonel akla uyar, hangi toplumda benzeri görülecek bir tutumdur, anlamak mümkün değildir. Diller varmasa da Yunan ordularının ülkemizi işgal ettiği yıllardaki hedefi de tam olarak budur. Bizi inancımızdan ve değerlerimizden uzaklaştırıp, tek dişi kalmış, batı medeniyeti canavarının kollarına bırakmayı hedefleyen herkes, aynı değirmene su taşır. Bu durumda 9 Eylül 2021 tarihinde yaşanan bu mizansendeki amaç ile yunan ordusunun ülkemizi işgale götüren amaç aynıdır. İşgal ordularının gayelerini bugün sizler mi gerçekleştireceksiniz? diye sorarız.

Ne yazıktır ki 1920 de fiziken işgal edilememiş vatanımız bugün zihinsel bir işgale uğramış gibi görünmektedir. Çağdaşlık ve medeniyet hakkında kelimelerden başka hiçbir nasibi olmayan bu maneviyatsız zihniyet ne yazık ki uğradığı zihinsel işgalden de gafildir. Delalet ve cehaleti, çağdaşlık kılıfında fırsat buldukları her öğünde milletimize yedirmeye çalışanlar,  karşısında her zaman iman dolu göğüslerini siper edecek necip milletimizi bulacaktır.

Yumuşak başlı isem kim demiş uysal koyunum

Kesilir belki ama çekmeye gelmez boynum.

Bizler; Edremit Sivil Toplum Kuruluşları olarak, kahraman kadınlarımızın yetişmesini sağlayan, manevi değerlerimizi çiğnetmeyeceğimizi; çağdaşlık adına aziz milletimizin dinini, kadim değerlerini ve özünü kaybettirmeye çalışan, milletin birlik ve beraberliğini bozan, bu hastalıklı zihniyetle olan mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.” (İsmail Özdemir)

Güncelleme Tarihi: 12 Eylül 2021, 12:39

Körfezde Haber®

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER