Pandemi sürecinden Psikiyatrik hastalıkları olan bireyler daha çok etkileniyor!

Pandemi sürecinden Psikiyatrik hastalıkları olan bireyler daha çok etkileniyor!


Salgın hızlanıyor, uzmanlar uyarıyor. Ölümcül virüsün mutasyonu bile mutasyon geçiriyor. Uzmanlara
göre vaka sayısı her gün yüzde 5 oranında artıyor. Tüm dünyada etkisini gösteren koronovirüs salgını
ülkemizde de devam ediyor. Ülkemiz genelinde büyük bir endişe ve kaygı bozukluğuna yol açan
durum, konu son derece hassas olan Psikiyatrik hastalıkları olan insanlar olunca çok daha fazla endişe
verici oluyor.
“Psikiyatrik hastalıkları olan insanların bu zorlu pandemi sürecinden diğer bireylere göre daha
olumsuz etkilenebilirler.” uyarısında bulunan BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nden Uzm. Psk.
Beldem Sekban Psikiyatrik hastalıklarda özellikle stresi yönetme becerisinde güçlükler ve sorunlar
yaşanabileceğini söyledi.
Koronavirüsün yol açtığı Covid-19 küresel salgınıyla birlikte ortaya çıkan özellikle izolasyon
durumunun psikiyatrik hastalıkların seyrini değişik oranlarda etkilediğini belirten BHT CLINIC İstanbul
Tema Hastanesi’nden Uzm. Psk. Beldem Sekban, bu hastalıkların takibinin ihmal edilmemesi
uyarısında bulunuyor.
Corana virüs salgınıyla birlikte toplumsal endişenin de arttığını, bunun da aslında beklenen “işlevsel
endişe” olduğunu ifade eden Uzm. Psk. Beldem Sekban tedavisi devam eden bireylerin tedavi
süreçlerini ve terapilerini aksatmamaları gerektiğini söyledi.
Corana virüs salgınıyla birlikte ortaya çıkan kısıtlamalarla birlikte pek çok kişi kaygı ve endişenin de
arttığını yineleyen Uzm. Psk. Beldem Sekban terapi gerektiren durumları ve psikolojideki güncel
yöntemleri anlattı:
Ne Zaman Terapiye İhtiyaç Duyarız?
 Gündelik ihtiyaçlarımızı yerine getiremez olduğumuzda;
 Organik olarak açıklanamayan sebeplerle bazı organlarımızda işlev kaybı yaşadığımızda,
vücudumuzda gözle görülür bazı fiziksel belirtiler fark ettiğimizde ya da ağrılar
hissettiğimizde;
 Baş edemediğimizi hissettiğimiz stresli yaşam olayları,
 İlişkisel problemlerimiz,
 Uyku, iştah ve konsantrasyonda bozulmalar (tıbben bir sebebi yokken);
 Yoğun kaygılarımız,
 Kafamızdan atamadığımız düşünceler, takıntılar olduğunda,
 Öfkeli, dürtüsel, düşmanca ve saldırgan bir tutum içine girdiğimizi fark ettiğimizde
 Bırakmak için çabaladığımız ancak başaramadığımız alışkanlıklarımız, gündelik hayatımızı
etkileyen fobilerimiz var ise,
 Hayattan zevk alamama, ilgi kaybı, umutsuzluk, mutsuzluk, değersizlik, yetersizlik vb.
duygular hissettiğimizde,
 Genel olarak aslında işlevselliğimizi kaybettiğimizi düşündüğümüz durumlarda bir uzmandan
destek alabiliriz.
Bilişsel Davranışçı Terapi Nedir?
Bizler aslında gerçeğin bize yansıdığı kadarını görüyoruz. Bir yönünü görüyoruz. Ancak daha geniş bir
açıdan bakmayı öğrenebildiğimizde gerçeğe çok daha fazla yaklaşıyoruz.
Her insan biricik, her insanın yaşantısı da biricik. Zaman zaman yaşantımızda bize mutsuz, çaresiz vb.
duygular hissettiren olaylara maruz kalabiliyoruz ve bu olaylar sonucu aklımıza bir takım düşünceler
geliyor. Ancak bu olayları değerlendirirken tam olarak objektif olabiliyor muyuz? Yoksa gerçeğin bize

olan yansımasını mutlak doğru olarak kabul edip işlevsiz düşüncelerle mi boğuşuyoruz? Bu noktayı
sorgulamak gerekli. Bize kötü hissettiren olayları değerlendirirken:
 Başkaları bu durum karşısında nasıl düşünürdü?
 Arkadaşımın başına gelse ben ona ne tavsiye verirdim, ona ne söylerdim?

Bu sorularla, maruz kaldığımız olayların diğer sonuçlarına da odaklanmış oluyoruz. Bu şekilde daha
geniş açıdan bakabildiğimizde de bize kötü hissettiren düşünceler yerine alternatif düşünceler
geliştirebiliriz. Düşüncemiz değişirse duygumuz da değişir. Yeni duruma adapte olmamız kolaylaşır.
Bilişsel Davranışçı modele göre tüm psikolojik bozukluklarda danışanın duygularını ve davranışlarını
etkileyen işlevsiz düşüncenin yaygın olduğu bilinmektedir. Bu modele göre, bir olay yaşıyoruz ve bu
olay sonucunda aklımıza düşünceler geliyor. Bazen bu düşünceler işlevsiz olabiliyor. Düşüncelerimiz
de duygularımızı etkiliyor. Hissettiğimiz duyguya göre de bir tepki geliştiriyoruz. Yani duygularımız da
davranışlarımızı etkiliyor. Aslında düşünceler, duygular ve davranışlar hepsi birbirini etkileyen bir
döngü şeklinde. Biz olayı nasıl görüyoruz? Ne gibi düşüncelere sahibiz? Ne hissediyoruz ? Nasıl
davranıyoruz? Alternatif olarak ne düşünebiliriz, neler yapılabilir? Temel olarak bu sorulara
odaklanmak gerekiyor. İnsanlar düşüncelerini daha gerçekçi ve duruma uyarlayıcı bir şekilde
değerlendirmeyi öğrendiklerinde duygu durumları ve davranışları iyileşme gösterecektir.
Tedavi planı için danışanların mevcut düşünceleri, inançları, davranışları, hangi durumun onları
tetiklediği, temel gelişimsel olayları ve olayları yorumlama biçimleri dikkate alınır. Güçlü yönleri
keşfedilir.
Bilişsel Davranışçı Terapi çoğunlukla “şimdi ve buradaya” odaklanır. Amaca yöneliktir. Sorun odaklıdır.
Güçlü bir terapötik ilişki ve danışan-terapist iş birliğine dayanır. Danışanların düşünce hatalarını,
inançlarını belirlemeyi, değerlendirmeyi ve davranışsal değişikliği amaçlar. Eğiticidir. Danışana kendi
terapisti olma yolunu gösterir. Böylelikle tedavi bittikten sonra da danışana, zorluklarla karşılaştığında
nasıl baş edebileceğini öğretmiş olur.
Danışanlara en etkili tedaviyi ve hizmeti sunabilmek adına hastanemizde psikolog psikiyatrist ve
nörolog koopere bir biçimde çalışmaktadır. Gerekli görülen durumlarda birimler arası yönlendirmeler
yaparak destekleyici tedavi uygulanır. Bu tedavide Psikolog, Psikoterapi süreci ile ilgilenir. İlk
görüşmede danışana özgü bir tedavi planı oluşturulur ve danışanla birlikte terapi hedefleri belirlenir.
Bu terapi hedefleri doğrultusunda da diğer seanslar şekillendirilir. Bireysel Psikoterapi seansı yaklaşık
50dk sürer. Ayrıca psikoloji ve psikiyatri bölümü hastanede yatışı olan hastalara da psikolojik destek
hizmeti sağlar. Bu destek hastadan sorumlu doktorun talebi doğrultusunda olabileceği gibi hastanın
kendi isteği ile de gerçekleşebilmektedir.

Faruk Türk

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER