Kadın Platformu Basın açıklaması

Kadın Platformu Basın açıklaması

Dünyanın dört bir yanında, en kalabalık şehirlerinden en ücra köşelere
dek seslerini yükselten, hakları için, eşitlik için, insanca bir yaşam için
mücadele eden, dayanışmanın ve birlik olmanın gücünü büyüten tüm
kadınlara selam olsun.
Tüm dünyada, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü, pandeminin ağır
etkileri altında karşılıyoruz. Covid 19 sadece milyarlarca insanın yaşamını
etkileyen bir halk sağlığı krizi olmakla kalmadı, dizginsiz sömürü düzeninin özünü
de gözler önüne serdi. Sağlığın özelleştirilmesi nitelikli sağlık hizmetine erişimi
zorlaştırdı. Kamusal bir insan hakkı olması gereken sağlık hizmetlerinin
ticarileşmesi sonucu, milyarlarca insan salgından kurtuluş için en büyük umut olan
aşıya ulaşamadı. Asgari düzeyde bir eğitime ulaşmak bile o kadar zorlaştı ki bir
nesil eğitim hakkından yoksun hale geldi.
Kısmi çalışma, geçici istihdam, belirli süreli sözleşme, esneklik ve sosyal
güvencesizlik politikaları pandemiyle birlikte yaygınlaştırılıyor. Eve kapanma
uygulaması tüm dünyada kadınların canları pahasına gerçekleştiriliyor. Kadın
sığınma evleri kapatılıyor, kamuya ait yardım hatları devre dışı bırakılıyor, yargı
süreçleri askıya alınıyor. Yalnız bırakılan kadınlar, artan cinayetler ve şiddet
yüzünden suç mahalline dönen evlere mahkûm ediliyor. Salgının kontrolünün
sosyal politikalar ve halkçı bir anlayış olmadan yürütülemeyeceği gerçeğini en çok
kadınlar hissediyor.
İşten çıkarma yasağının istisnası olan ve ‘ Ahlak ve iyi niyet kurallarına
uymama’ anlamına gelen ‘ Kod 29’ ile işten çıkartma işverenler tarafından sıkça ve
keyfi olarak kullanılıyor. İşsizlik sigortasından yararlanmayı da ortadan kaldıran,
damgalayıcı yönü ile tekrar işe girmeyi de zorlaştıran bu yöntemle pandemi
döneminde işten çıkartma yüzde yetmiş oranında arttı. Bu da kadınlar için daha
ağır koşullar ve daha çok yoksulluk demek oluyor.
Kadın Üniversiteleri Değil, Güvenli Kampüsler, Demokratik Üniversite!
Genç kadınların eğitime katılımını arttırma, kadınlara güvenli alanlar
yaratma, kadınlar açısından seçeneklerin çoğaltılması iddialarıyla Kadın
Üniversiteleri kurulacağı duyuruldu. Bu proje kadınları toplumdan uzaklaştırarak
koruyacağını iddia eden bir projedir. Kadın üniversiteleri, eşitsizliğin daha da
derinleştiren bir adım olup baskıyı daha da arttıracaktır. Güvenli kampüsler, genç
kadınların ayrı kampüslere tecrit edilmesi ile yaratılamaz. Kampüslerin kadınlar
için güvenliği hale gelmesi okul yönetimlerinin sorumluluk alması ile mümkündür.
Üniversitelerde cinsel tacizi önleme birimlerinin kurulup aktif çalışması yıllardır
talep ediliyor. Üniversite yönetimleri bu talebi dikkate almıyor. Bizler kadın
üniversiteleri değil güvenli kampüsler istiyoruz.
Evde, İşyerinde, Kampüste, Sokakta Şiddetsiz Yaşam!

Şiddet, Türkiye’de kadınlar için daimi bir sorun haline geldi. Uygulanan
politikalar şiddeti azaltmak bir yana dursun adeta körükledi. Şiddeti önlemeye
yönelik politikalar yerine şiddetin yaygınlaştıran, normalleştiren bir hat izlendi.
Pandemiyle birlikte artan evde olma süresi ev içi şiddeti de arttırdı. Her fırsatta
şiddetsiz bir yaşam için bir araya geliyor, bunun için mücadele ediyoruz. Evde,
sokakta, işyerinde, kampüste, gece-gündüz şiddet, taciz ve saldırı ile karşılaşma
kaygısı olmadan yaşamak istiyoruz!
Anti Demokratik Uygulamalara, Şiddete ve Eşitsizliğe Karşı Gücümüz
Birliğimizdir!
Birçok ülkede kadınlar salgının ve krizin çalışma ve yaşam koşullarında
yarattığı yıkıma karşı ekonomik, sosyal, demokratik hak ve özgürlükleri için
birleşiyor ve mücadele ediyor. Özellikle sağlık emekçisi kadınlar, dünyanın dört bir
yanında halkın sağlığı için fedakârca çalışarak, sağlık hakkına ve kendi taleplerine
sahip çıkıp, mücadele ederek öne çıkıyorlar. Yalnızca kendi yaşamsal hakları için
değil, halk sağlığının kapitalist vahşete kurban edilmemesi için de direniyorlar.
Dünyanın dört bir köşesinde kadınlar yaptıkları eylemler ile hak gasplarına karşı
birlikte mücadelenin yollarını arıyorlar. Arjantin’de 25 yıllık kürtaj hakkı mücadelesi
pandemi koşullarına rağmen direnişin çıtasını düşürmeyen kadınların kazanımıyla
sonuçlanırken, Hindistan’da milyonlarca emekçinin grevinde kadınlar en önde yer
aldılar. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde gerici hükümetlerin din otoritelerini arkalarına
alarak saldırdığı İstanbul Sözleşmesi’nin korunması ve uygulanması için kadınlar
seferber oldular.
Taleplerimiz:
- Esnek Güvencesiz Çalışma Uygulamasına Son Verilsin!
-Güvenceli İş, Güvenli Yaşam Koşulları ve Eşit İşe Eşit Ücret Sağlansın!
-İşyerinde Şiddeti, Ayrımcılığı ve Mobbingi Önleyen Düzenlemeler Yapılsın, Etkili
Bir Soruşturma Mekanizması Kurulsun Ve Caydırıcı Cezalar Tanımlansın!
-Doğum İzinleri Arttırılsın!
-Elli Çalışanın Bulunduğu İşyerlerinde Gündüz Bakım Evleri Ve Kapatılan
Kamu Kreşleri Açılsın!
-Kod 29 Uygulamasına Son Verilsin!
-İstanbul Sözleşmesi Etkin Bir Şekilde Uygulansın!
Biz kadınlar var oldukça umut var olacaktır. Umudu yeşertmek, yaşamı yeniden
kurmak, güzel bir dünyada kardeşçe yaşamak için alanlarda olmaya, ellerimizi
birleştirmeye devam edeceğiz.
Krize, eşitsizliğe ve şiddete karşı gücümüz birliğimiz!
Yaşasın Kadın Dayanışması!
Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!

BALIKESİR KADIN PLATFORMU

(İnci Aydoğan Aydı)

Emre Terzioğlu

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER