Ayvalık’ta İYİ Parti’li kadınlardan ortak çığlık

Ayvalık’ta İYİ Parti’li kadınlardan ortak çığlık

“Güçlü Türkiye için Güçlü Kadın şarttır”

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle bir araya gelen İYİ Partili kadınlar parti binasında üç ayrı basın açıklaması yaptı.

 İYİ Parti Ayvalık İlçe Başkanı Gülten Sütçüoğlu ile İYİ Parti Kadın Politikaları Başkanı Handan Lale tarafından yapılan açıklamalarda kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine tepki gösterildi.

Toplantıda; İYİ Parti Ayvalık İlçe Başkanı Gülten Sütçüoğlu yaptığı açıklamada, Doğumdan ölüme kadar hayatın her alanında varlıklarını hissettiğimiz, insanlığın devamı için olmazsa olmazımız, kadınlarımızın bu özel gününde büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün dediği gibi, “Daha emin ve daha doğru yürüyeceğimiz bir yol vardır: bu yol büyük Türk kadınını çalışmalarımızı ortak kılmaktır’   Genel başkanımızın da bir kadın olduğu ve yine bir kadın ilçe başkanı olarak görev almaktan gurur ve onur duyduğum partimizde ‘Kadınlarımızın toplumda hak ettiği saygınlığı görmeleri, her alanda ve siyasi arenada daha fazla yer alması temennisi ile başta şehit ve gazi anneleri ve eşleri olmak üzere kadın yönetici ve üyelerimizin ve tüm kadınlarımızın 8 Mart dünya kadınlar gününü kutluyor, ölmediğimiz öldürülmediğimiz, bir gün değil her gün mutlu kadınlar dileklerimi sunuyorum” dedi.

 

“KENDİLERİNDE KADINI ÖLDÜRMEYİ HAK GÖREN BİR ZİHNİYET İLE HALA BU YÜZYILDA MÜCADELE EDİYORUZ”

İYİ Parti Kadın Politikaları Başkanı Handan Lale de yaptığı açıklamada, “8 Mart ailede, toplumda, siyaset, sosyal ve ekonomik alanlarda eşitliğin sağlanması, emeğin sömürüsünün ve ayrımcılığın sonlandırılması, kadının insan haklarının ihlal edilmesinin önlenmesi için eğitim, kültür, ekonomik ve hukuk alanlarında gerekli çalışmaların yapılması kadın mücadelesi aynı zamanda eşitliğin, özgürlüğün ve demokrasinin mücadelesidir. En önemli hak olan yaşam hakkı için maalesef çok büyük mücadeleler veriyoruz. Kendilerinde kadını öldürmeyi hak gören bir zihniyet ile hala bu yüzyılda mücadele ediyoruz. Biz kadınlar ayrıca hayatımızın her alanında ve anında var olma savaşı veriyoruz. En büyük arzumuz ve çabamız aile, iş, sosyal ve siyasal yaşantımıza ait hakların bize lütuf olarak değil hak olarak sağlanmasıdır. Biz kadınlar bilmeliyiz ki çıkardığımız her ses yankı bulacaktır, haykırışlarımızla dünyayı daha yaşanabilir bir yer yapabiliriz. Biz kadınlar en derin denizde yüzebilir en yüksek zirveye tırmanabilir, her türlü zorluğun üstesinden gelebiliriz. Bizlerin en büyük arzusu kadınlara eşit fırsatlar tanınması, saygıya layık olduğumuzun bilinmesi ve gösterilmesidir” ifadelerini kullandı.

 

“GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN GÜÇLÜ KADIN ŞARTTIR”

Dünyada şiddetin, yoksulluğun ve eşitsizliğin artmasına neden olan sistemi sorgulamadan ve değiştirmeden kadına yönelik ayrımcılığın ve kadın sorunlarının ortadan kalkmasının mümkün olmadığının bilincinde olduklarının altını çizen Handan Lale, “Bu nedenle insanları yoksulluğa iten, eşitsizliğe ve şiddete yol açan bu sömürü düzenin değişmesi için İYİ Parti olarak kadınların kanunlarla tanınmış haklarının metinlerde kalmayıp gerçek hayatta uygulanabilmesi için var gücümüzle çalışıyoruz ve çalışmaya devam edeceğiz. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi toplumsal cinsiyet eşitsizliği problemi, ekonomik ve toplumsal hayatın eşitlik ilkesi kapsamında düzenlenmesiyle mümkündür. Kadınları toplumsal hayat dışına itmeye çalışan cinsiyetçi ve ayrımcı politikalardan ve uygulamalardan vaz geçilmesi için çalışmaya devam edeceğiz. En büyük arzumuz ve çabamız kadınlarımız toplumdaki yeri ve görevleri itibariyle birey olarak kişiliğini kazanması, kendini ifade edebilmesi, toplumda hak ettiği yeri alması gerekliliğidir. Güçlü Türkiye için güçlü kadın şarttır. 8 Mart Dünya Kadınlar günümüz tüm kadınlara kutlu olsun” diye konuştu.

 

DOĞU TÜRKİSTAN DA UNUTULMADI

Toplantıda İyi Parti Türk Dünyası ve Yurtdışı Türkler Başkanlığı adına Doğu Türkistan ile ilgili açıklamalarda da bulunuldu.

Yapılan açıklamada, “Çin, Doğu Türkistan’ı hâkimiyeti altına aldığı tarihten bu yana, Doğu Türkistanlılara yönelik etnik temizlik ve asimilasyon politikası uygulamaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana 35 milyon Doğu Türkistanlı katledilmiştir. Çin’in günümüzde Doğu Türkistan’a uyguladığı sert politikaları devam etmektedir. Soydaşlarımız dinini yaşamanın ve kültürünü gelecek nesillere aktarmanın haklı mücadelesini vermektedir. Ancak dünya soydaşlarımıza yapılan zulme tanıklık etmektedir. 8 Mart vesilesiyle başta Genel Başkanımız ve Türk Dünyası ve Yurtdışı Türkler Başkanlığı olarak her fırsatta zulme karşı çıktık çıkmaya devam edeceğiz. Bugün bizim için Doğu Türkistanlı kadınlar ve dünyada zulüm gören kadınlar için ayağa kalkma günüdür Kadınlar gününde Doğu Türkistanlı kadınlarımızın ne gibi muamelelere maruz kaldığını kamuoyu vicdanı önüne sermek istiyoruz. Bugün toplama kamplarında 12-13 yaşlarındaki kız çocuklarından 80’li yaşlara kadar her yaştan kadın bulunmaktadır. Cezaevlerinde, gözaltı merkezlerinde ve toplama kamplarında, kadınlar fiziksel ve psikolojik işkencelere maruz kalmaktadır. Dayak, saçları kazıma, aç ve susuz bırakma, dinî inanca saldırma, aşağılama, konuşma yasağı, onur zedeleme, sağlığı ve temizliği ihmal etme, hijyenik olmayan ortamlarda kalmaya zorlama, tedaviden mahrum bırakma, vücut mahremiyetinin ihlali, çıplak bırakma, uzun süre sandalye veya yatağa zincirleme, elektrik şoku uygulama, anneliğe ve gebeliğe saldırı, cinsel istismar ve tecavüz gibi işkenceler bugüne kadar raporlanan işkence yöntemleridir. Kadınların bazıları bu işkenceler sırasında hayatını kaybetmekte ya da sakat kalmaktadır. Toplama kamplarında ölen kadın sayısının binleri bulduğu ifade edilmektedir. Hapishanelerde ve toplama kamplarında Doğu Türkistanlı kadınlara yönelik tecavüz ve cinsel saldırılar korkunç boyutlardadır. Kamplarda Han Çinli polisler istediği kadınları seçmekte ve onlara cinsel saldırıda bulunabilmektedir. Kamplardan kurtulanların da tanıklıklarıyla ortaya konulduğu üzere, etnik kökenleri Uygur, Kazak, Türk soylarından ve Müslüman oldukları için Doğu Türkistanlı kadınlar, cinsel saldırı ve tecavüz sırasında vücutlarına şiddet uygulanmakta ve cisimlerle tecavüze maruz kalmaktadırlar. Sadece toplama kamplarında değil evlere yerleştirilen ve aynı yatağı paylaşmaya zorlanan kadınlar da tecavüze maruz kalmaktadır. Toplama kamplarından kurtulabilen kadınlar, kamplarda herkese Çin Komünist Partisi’ni öven Çince kitapçıklar dağıtıldığını, kadınlardan bunu okumaları ve ezberlemelerinin istendiğini, sürekli Çince ezberler yapılıp marşlar dinletildiğini, her gün ‘Yaşasın Xi Jinping! Biz Çin’i sevi- yoruz! Çin Komünist Partisi iyidir’  ifadelerinin söylenmesinin şart koşulduğunu beyan etmektedir. Çince bilmedikleri için marşları söyleyemeyen bazı kadınların işkenceye maruz kaldığı bu korkuyla ezber yapmanın da tam bir eziyete dönüştüğü ifade edilmektedir.  Çin Toplama Kamplarında, Çin yönetimi tarafından çeşitli yaş ve mesleklerden çok sayıda kadının keyfi olarak tutulduğu, tutulanların arasında çok sayıda profesör, öğretmen, yazar, doktor, sanatkâr ve çeşitli iş ve meslek grubundan kadınların bulunduğu bilinmektedir. Tam bir cezaevi benzeri tutulma uygulaması olan toplama kamplarında tutulanlar, herhangi bir suç isnadı, herhangi bir yargılamaya tabi tutulmadan tutulmakta ve yakınları tarafından devlet kurumlarına başvurmanın, aramanın da yasaklandığı, soran akrabalarının da tutulduğu bilinmektedir. Bu şekilde yıllarca tutulan kadınlar ve kız çocukları vardır” denildi.

Uygurların yaş, cinsiyet fark etmeksizin bulundukları şehirlerden alınarak uzak bölgelerde zorla ve ağır şartlarda çalıştırılmaktayken, toplama kamplarının ise tam bir köle işçilik sistemine dönüştürüldüğünün vurgulandığı açıklamada, “Araştırmalara göre, 2017’den 2019’a kadar sadece bu iki sene içinde Çin’in iç bölgelerindeki fabrikalara Doğu Türkistanlı Uygur ve Kazaklardan oluşan 80 binin üzerinde insanın taşındığı belirlenmiştir. Bu fabrikaların 80’den fazlasının tanınmış küresel markaların tedarik zincirinde bulunan fabrikalar olduğu da ortaya konmuştur. Uluslararası kuruluşlar, milyonları bulan insanın Doğu Türkistan’dan Çin’e köle işçi olarak taşındığını tahmin etmektedir. Doğu Türkistanlı kadınlar, planlı ve demografik yapıyı Çin politikasına göre dizayn edecek şekilde doğum kontrolü uygulamalarına, zorla kürtaja ve kısırlaştırma müdahalelerine maruz bırakılmaktadır. Bu müdahaleler sırasında hayatını kaybeden, sakat kalan ya da psikolojik travmalar sebebiyle yıkıma uğrayan kadınlar söz konusudur. Birçok bebeğin yaşamına son verilirken anneler de bebeklerini dünyaya getirme haklarından mahrum bırakılmaktadır.  Doğu Türkistanlı ailelerin evlerine zorla Çinli memurlar veya erkekler yerleştirilmekte ve bu kişiler bir yandan tüm aile yaşamını denetlemekte ve aile içindeki kadınlarla rızaları dışında birlikte olmaya zorlanmaktadır. Mahremiyetin bu kadar pervasızca kitselesel uygulaması insanlık tarihinde nadir görülmüştür.  Doğu Türkistanlı Müslüman kadınların Han Çinlileriyle evlendirilmesi Çin Hükümeti tarafından baskı ile uygulanan bir projedir. Doğu Türkistanlı kızlar ya bu evliliği kabul etmekte ya da toplama kampına götürülmektedir. Müslüman Doğu Türkistan halkının namaz, oruç vb dini ibadetlerini gerçekleştirmesi, İslami kıyafet olan başörtüsü, dini eğitim, ibadet yerleri ve Kuran-ı Kerim’in yasaklanması dahil sistematik bir şekilde inanç özgürlüğü ihlaline maruz kalmaktadır. Çin’in yakın zamana kadar sakladığı tüm ihlalleri artık gizleyemediği, her ne kadar kontrol dışı iletişimi tamamen yasaklamış olsa da bir şekilde toplama kampları ve yaşananlar artık deşifre olmaktadır. Elde edilen ve yukarıda izah edilen verilere bakıldığında tüm bunların yoğun ve bireysel ihlaller olarak tarifinden ziyade sistematik bir şekilde bir halkın yok edilmesi yani uluslararası hukukta tarif edilen “soykırım” suçunu oluşturduğu ortadadır. Bu suçların mağdurları da en yakıcı ve acı şekliyle kadınlardır. Toplama kamplarında tutulan her beş kişiden ikisi kadındır.  8 Mart 2022 Dünya Kadınlar Günü’nde Doğu Türkistanlı, Uygur ve diğer etnik kökenli kadınların yaşadığı zulmü durdurmak ve Çin yönetiminin işlemiş olduğu bu suçlara dikkat çekmek için tüm dünya kadınlarını dini, ırkı, dili ne olursa olsun “ayağa kalkmaya ve dikkat çekmeye davet ediyoruz. Bu duruş öncelikle sistematik suç yerleri olan hukuksuz, insanlık dışı “Çin Toplama Kampları”nın kapatılması, Çin tarafından Doğu Türkistanlı kadınlara yönelik suçların önlenmesi ve kadın ve çocukların serbest bırakılması çağrısıdır. Biz İYİ Parti olarak her fırsatta bu çağrıyı zulüm sona erene kadar duyurmaya devem edeceğiz. Uygur Türkleri Yalnız Değildir” ifadeleri yer aldı. (Suat Salgın)

Körfezde Haber®

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER