Yaşanılan coğrafyanın doğal zenginlikleri, üretim kültürü ve insan kaynağıyla önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Aşak, çevreyi korumanın yalnızca doğal alanları muhafaza etmek anlamına gelmediğini ifade etti. Aşak, bunun aynı zamanda yerel yaşamı güçlendirmek, gelecek nesillere fırsatlar sunmak ve bölgenin değerlerini sürdürülebilir şekilde geleceğe taşımak anlamına geldiğini söyledi.
Sürdürülebilir kalkınmanın çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çeken Aşak, farklı kesimlerin ortak hedefler etrafında buluşmasının önemine işaret etti.
Doğal kaynakların korunması, su ve toprağın verimli kullanılması, biyolojik çeşitliliğin yaşatılması ve yerel toplumun güçlendirilmesinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Aşak, sürdürülebilir kalkınma anlayışının bütüncül bir bakış açısı gerektirdiğini kaydetti.
Dernek olarak bölgede faaliyet gösteren kurumlar, yerel yönetimler, üreticiler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar arasında yapıcı iletişim ile iş birliğini desteklemeyi önemsediklerini ifade eden Aşak, çevre bilinci, yerel kalkınma, eğitim, toplumsal katılım ve ortak değer üretimi alanlarında çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Sürdürülebilirliğin yalnızca belirli günlerde hatırlanacak bir kavram olmadığını vurgulayan Aşak, bunun günlük yaşamın ve gelecek planlamasının ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini belirtti.
Dünya Çevre Günü’nün tüm paydaşlar için önemli bir farkındalık fırsatı sunduğunu ifade eden Aşak, “Ortak akıl, karşılıklı anlayış ve güçlü iş birlikleriyle hem doğamızı koruyabilir hem de gelecek kuşaklar için daha güçlü bir yaşam zemini oluşturabiliriz. Dünya Çevre Günü’nün bu ortak sorumluluk bilincini güçlendirmesini diliyorum” dedi.
Yorumlar
Kalan Karakter: