İddiaların merkezindeki isim olan Mutlu Tanrıkulu'nun görevden ayrılmasının ardından, yaşanan diğer ayrılıklarla birlikte gözler şimdi sürecin bundan sonra nasıl işleyeceğine çevrildi. Başkan Ahmet Akın, basının arınma sesine kulak vermeli.
Kulislere yansıyan bilgilere göre Tanrıkulu'nun, Başkan Ahmet Akın'ı daha fazla yıpratmamak ve tartışmaların belediye yönetimine zarar vermesini önlemek amacıyla istifa ettiği belirtiliyor. Karşıdan bakınca insan bir noktada şu soruyu sormadan da edemiyor: Acaba Sayın Tanrıkulu günah keçisi mi oldu?
Eğer durum gerçekten buysa, bu tavır kişisel sorumluluk adına önemli bir adım olarak değerlendirilebilir. Ancak şimdi ne olacak?
Asıl soru bundan sonra başlıyor.
Peki Mutlu Tanrıkulu'nun görevden ayrılmasıyla her şey düzelecek mi?
Yoksa sadece isimler değişecek, kaynaklar yine önceden olduğu gibi aynı adreslere mi akacak? Eski hamam, eski tas düzeni farklı aktörlerle devam mı edecek?
Bir de ortada cevap bekleyen ciddi iddialar var. Kamu kaynaklarının hangi kriterlere göre dağıtıldığı ortaya konulacak mı? Kim neye göre, ne kadar aldı açıklanacak mı?
Bu noktada Büyükşehir Belediyesi Basın Daire Başkanlığı görevine vekâleten bakacak olan Ender Ünal'a da önemli görevler düştüğü kanaatindeyim.
Kamuoyunun beklediği cevaplar tam da bunlar.
Bir başka dikkat çekici nokta ise yıllardır sessiz kalan bazı isimlerin bugün bir anda sektörün en büyük denetçisi kesilmesi. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Ancak samimiyetin ölçüsü, olaylar patladığında değil, yanlışlar yaşanırken ortaya koyulan duruştur.
Aylarca, yıllarca ödemeler yapılırken; aynı işi yapan, reytingse reyting, okuyucuysa okuyucu, kriterler baz alınıyorsa, "Acaba diğer meslektaşlarım ne alıyor? Dağıtım adaletli mi? Kriterler herkese eşit uygulanıyor mu?" diye soranı ise pek göremedik. Ne zaman ki menfaatlere dokunuldu, işte o zaman sesler yükselmeye başladığına ise tanık oluyoruz.
Her kim karar veriyorsa; ister başkan, ister belediyede yetkili olsun, ister danışılan gazeteci, ister cemiyet ya da dernek olsun, Edip Uğur döneminden bu yana "Bu dağılım adil mi?" diye soran bir meslektaşımı doğrusu hatırlamıyorum.
Ne yazık ki bugün gelinen noktada arınmadan söz ediliyorsa, Başkan Ahmet Akın'ın bu sese mutlaka kulak vermesi gerekiyor.
Çünkü gazetecilik camiasının da artık bazı gerçeklerle yüzleşmesi gerekiyor.
Bir de Balıkesir artık sadece merkezden ibaret değil. Büyükşehir ilçeleriyle bir bütün. Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde habercilik artık bir tık uzağımızda. Bu nedenle kaynakların dağıtımında sadece merkezin değil, tüm Balıkesir'in dikkate alınması gerekiyor. Başkan Akın'ın seçim öncesi Akçay'da verdiği sözleri de bu noktada hatırlaması gerekiyor.
İşine gelmediğinde kalemi çekip vurmak, işine geldiğinde sessiz kalmaksa ne kadar ahlaki.
Madem arınmadan söz ediliyor, o halde ölçü de herkes için aynı olmalıdır. Gazetecilik kişilere göre şekillenmemeli. Gazetecilik; emek, saha, araştırma ve kamu yararı üzerine kuruludur.
Yayıncılığı kamu kaynaklarıyla tüm masraflarını karşılayıp lüks yaşam standardına dönüştürmek ve ardından daha yüksek bedeller beklemek, ekonomik sıkıntılarla boğuşan ne sektöre ne de ekonomik güçlük içindeki belediyelere ve topluma fayda sağlar.
Kamu kaynaklarının dağıtımında gerçek erişim, gerçek etki ve gerçek gazetecilik esas alınmalıdır.
Arınmadan söz ediliyorsa bu sadece bir, iki ya da üç kişinin görevden el çektirilmesiyle ya da "acaba kaynaklar bize mi aktarılır" beklentisiyle olmaz.
Çünkü gerçek arınma, kendimiz için istediğimiz adaleti tüm meslektaşlarımız için de istemekten geçer. Çifte standart sürdükçe arınmadan söz etmek mümkün değildir. Bunu sağlayacak olan da Başkan Ahmet Akın'dır.
Bana göre Başkan Ahmet Akın'ın bundan sonraki süreçte gazeteleri ve internet haber sitelerini ayrı kategorilerde değerlendirerek video yayınları da dikkate alarak daha şeffaf ve adil bir dağıtım modeli oluşturması gerekiyor.
Ayrıca şu konu da artık netleşmelidir: Tek sahipli medya yapıları dikkate alınmalı, BİK üyeliği önemsenmelidir. Aynı kuruluşun hem gazete hem internet sitesi üzerinden ayrı ayrı değerlendirilmesi yerine, bunlardan biri esas alınmalıdır.(Gazetelerin resmi ilan gelirleride bulunduğu unutulmamalı) Belirli kriterler çerçevesinde bir tercih sistemi uygulanmalıdır.
Facebook gazeteciliği mutlaka devre dışı bırakılmalıdır. Her gün güncellenmeyen, aktif yayıncılık yapmayan siteler, BİK üyesi olsa dahi yeniden değerlendirilmelidir.
Çünkü mesele sadece para dağıtmak değil; kamu kaynağını adil, şeffaf ve hakkaniyetli bir şekilde yönetmektir.
Gerçek arınma da ancak o zaman başlayacaktır.
Başkan Akın'a güvenmek istiyoruz.
Yorumlar
Kalan Karakter: