CHP’de yaşanan “mutlak butlan” meselesine hukukçu gözüyle bakacak değilim.
Zaten memlekette herkes hukukçu...
Herkes siyaset bilimci...
Herkesin gazeteci olduğu dönemi yaşıyoruz.
Bir ben eksik kalmışım!
Ben meseleye sonuca gitmek için daha basit bakmak istiyorum.
Kiracı ve ev sahibi gibi...
Diyelim kiracısınız.
Ev sahibi geldi, “Kardeşim, çık evimden” dedi.
Ne yaparsınız?
Hakkınızı ararsınız.
İtiraz edersiniz.
Mücadele edersiniz.
Peki, “Nasıl olsa beni çıkaracak” deyip evi yağmalamaya kalkar mısınız?
Kapıyı kır...
Pencereyi indir...
Muslukları sök...
Sonra da çıkıp, “Ben demokratik mücadele veriyorum” de!
Yok öyle...
Olmaz kardeşim.
Seçilmiş genel başkan...
Seçilmemiş genel başkan...
Bu tartışmalar artık bence geride kaldı.
Hukuk devreye girdi. Mesele hukukun önüne geldi. Getirmeseydiniz..
Ev sahibi de kiracı da aynı kapıya bakıyor.
Hukuk...
Demokrasi dediğimiz şey işimize geldiğinde savunacağımız bir şey değil herhalde.
Siyaset ise başka.
Siyaset kendine güvenme işidir.
Millete güvenme işidir.
Özgür Özel mücadele ediyor.
Eyvallah...
Ama bana sorarsanız kantarın topuzu kaçtı.
Ortada ciddi iddialar var.
Satın alınan oylar meselesi...
Ben o konuya hiç girmiyorum.
Ama her gün sert açıklama...
Her gün yeni rest...
Her gün başka bir çıkış...
Kardeşim, onlar da tıkandı artık!
Üstelik ortaya çıkan tablo bana göre Kemal Kılıçdaroğlu'nun işine yarıyor.
Kılıçdaroğlu ne yapıyor?
Sessiz...
Hukuku arkasına almış, yürüyor.
Ev sahibi bekliyor.
Kiracı ise “Ben bu evden çıkmam” diyor.
İşte insan burada şüpheye düşüyor.
Özel, sen kendine güvenmiyor musun?
“Evden çıkarsam ne olur?”
“Oylar arkamdan gelmezse?”
“Taşınırsam ortada mı kalırım?”
Endişen bu mu?
Eee...
Burası CHP.
Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu parti.
Kafasını kesseniz CHP'den başka partiye oy vermeyecek arkadaşlarım var benim.
Ben biliyorum bunu.
Özgür Özel bilmiyor mu?
Bugün CHP seçmeninin önüne güçlü bir siyasi irade koy artık.
Ver mücadeleni.
Ama her gün başka bir ilde, başka bir ilçede kavga görüntüsü verirsen seçmen de bir yerde yorulur.
Ki yoruldu!
CHP'li yada Özel'ci seçmen seçim hazırlığı bekliyor.
İktidara karşı mücadele bekliyor.
“Yarın ne yapacaksınız?” sorusunun cevabını bekliyor.
İl başkanlığında kavga...
İlçede tartışma...
Genel merkezde rest...
Bunları beklemiyor.
Özel...
Çıkıp “Adaletin kestiği parmak acımaz” deseydin...
İradeye saygı duyup Kılıçdaroğlu ile mücadeleni siyaseten verseydin...
Belki bugün bambaşka şeyler konuşuyor olurduk.
Ama “zurnanın zırt dediği yerdeyiz” diye diye geldik gerçekten zurnanın zırt dediği yere!
Şimdi ne olacak?
Bence çok basit.
Yok mu?
Çık evden kardeşim!
Başka eve taşın.
Sokağa çık.
Meydana çık.
Milletin karşısında ver mücadeleni.
Bak bakalım arkandan kaç kişi geliyor.
Çünkü evden çıkmama ısrarın artık “demokratik mücadele” görüntüsünden çok, “Acaba kendine mi güvenmiyor?” sorusunu sorduruyor.
Benim izlediğim seçmen tablosunda gördüğüm şu:
Özgür Özel daha ilk gün, “Eyvallah, ben mücadeleme devam ediyorum” deyip o evden çıksaydı bugün kuracağı ya da geçeceği siyasi yapının oy oranını konuşuyor olurduk.
Hem de öyle az buz değil...
Ama gün geçtikçe rüzgâr tersine dönüyor.
İlginç olan da bu.
Özel bağırdıkça Kılıçdaroğlu güçleniyor.
Özel rest çektikçe Kılıçdaroğlu avantajlı pozisyona geçiyor.
Bazen siyaset böyledir.
Sen koşarsın...
Öteki yerinde durarak sana yetişir!
Bir de işin Balıkesir ayağı var.
Ahmet Akın...
Sessiz.
Sakin.
Derinden gidiyor.
Belki Özgür Özel'den daha hırslı.
Belki kafasında çok daha büyük hesaplar var.
Kim bilir?
Ama bildiğim şu:
Ahmet Akın siyasetin ses ayarını iyi biliyor.
Bağırmıyor.
Çağırmıyor.
Her gün rest çekmiyor.
İşine bakıyor.
Sessiz sakin yürüyor.
Halkın görmek istediği de biraz bu zaten.
Daha önce söyledim.
Yine söylüyorum.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanlığı denkleminde Ahmet Akın'ın adı bir gün önümüze gelirse hiç şaşırmam.
Hatta daha açık konuşayım...
Ahmet Akın, Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı adayı olur mu?
Olur!
Ben hiç şaşırmam.
İlk ben söyledim söylemeye devam ediyorum.
Mansur Yavaş mı?
Vallahi o zaman nalları toplar...
CHP'li seçmen artık yoruldu.
Millet kavga değil, çözüm bekliyor.
Ve siyaset...
Çok bağıranın kazandığı bir oyun değil.
Bazen sen zurnayı çalarsın...
Sessiz yürüyen sandığı toplar.
Hadi hayırlısı...
Yorumlar
Kalan Karakter: