Son yıllarda o veya şu sebeple nüfusumuzun içine milyonlarca göçün olduğu, önlemlerin yetersizliğinin, aniden nüfus patlamasıyla birbirine yabancılaşmanın yaşandığı, her alanda toplum düzeninde bozulmaların, uyumsuzluğun görüldüğü olumsuzluklar sosyal yaşantıyı kopuk duruma getirmekte ve güveni zedelemektedir. Elbette alınan önlemler de var ancak yeterli değildir. Eğitimli, donanımlı insanların içine aniden, bakışı, görüşü kontrolsüz kişiler ve eğitimsiz aileler karıştığında kabus o zaman başlıyor.
Öncelikle kişilere, ailelere eğitimin yani insana insanlığı kazandıracak davranışların ve özelliklerin önemi kavratılmalı. Bununla beraber onların ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri yaşam düzeyi de mutlaka oluşturulmalı. Eğitimli olmayan hiç kimseye, öğretimde bütünlüğü sağlayacak şekilde başarılı olamazsınız. Bunu ilk önce bir eğitimci olarak görebiliyorum. Eğitimin vazgeçilmezliğinin farkında olan ülkelere ulaşmanın, yerleşmenin öncesinde adeta ön eleme, ön eğitim merkezi olan yerlerde, enerjisi fazlasıyla tüketilen başarılı öğretmenler, maalesef ailesinden eğitimsiz, olumsuz çevre etkisindeki çocuklar ve o çocukların aileleriyle bir anda yüz yüze geldikleri için ve mecburiyetten, çocuklara önce eğitim vereceğiz diye öğretime geçemiyorlar, o değerli bilgilerini de çocuklara aktaramaz duruma geliyorlar.
Eğitim(Davranış, Beceri) ve Öğretim(Okul-Bilgi) birbirini dengeleyen ve destekleyen bir bütündür. Eğitim ve öğrenme ömür boyu her yerde devam eder. Ancak, çocuklarda ilk olarak eğitimdeki sorunlar öncelikle eğitimli aileleri varsa giderilebiliyor ve önlemler alınabiliyor. Aile eğitimli ve doğru iletişimli bilgiye sahip değilse önü alınamayan sorunlar burada başlıyor. İnsan hayatının eğitim ve öğretimi içeren hassas yolculuğunda karşılaşılan sorunların çözümleri ertelenirse ya da görmezden gelinirse, sorunlar o zaman katlanarak büyüyor. Sorumluların, idarecilerin bunları görmesi ve acilen önlem alması gerekmektedir. İnsanların eğitiminde baskıcı zihniyet ve kaba kuvvet ne kadar çok zarar veriyorsa, kontrolsüzlük, başı boşlukluk da o kadar çok zarar veriyor. Liselerde, bizim dönemimizde okuduğumuz Coğrafya, Felsefe, Mantık, Sosyoloji, Tarım, Ahlak Bilgisi gibi dersler şimdilerde okutulmadığı için gençlerde mukayese edebilme ve muhakeme kurabilme becerisi de yeterince gelişemiyor maalesef. Duyguların anlaşılmasından uzaklaştırılmış, farklı düşüncelere saygısı olmayan, otomatik hız sarmalında hıza odaklı eğitim öğretim içinde bodoslama giden çocuklar ve hızlı çalışma yaşantısında bocalayan, az ücrete adeta köle gibi çalıştırılan gençler, umudunu, güvenini, çabasını hatta geleceğini de daha gelmeden hızlıca kaybedebiliyorlar.
Bir yandan, yıllarca zorlukları aşabilmede emek harcamış, yoğun çalışma sonrasında emekli olup kalan ömrünü azaltılmış maaşla zor şartlarda yaşamaya çalışan, sosyalleşmekten uzak, içine kapanan biz emekliler ne yazık ki çocuklarımıza muhtaç duruma getirildik.
Üstelik emekliler, ailelerindeki ve çevresindeki hızlılık mağduru olarak çalışan gençlerin, kendilerine ve ailelerine vakit ayıramamalarının, az ücretle yaşamaya itilmişliklerinin çöküntüsünü görerek daha da yalnızlaşmaktadırlar.
Ailelerin eğitimli, bilinçli olması, geleceğe sağlıklı bireyler yetişmesi açısından çok önemlidir. Günümüzde bütün aile bireyleri çalışmakla beraber yine maalesef kadının sorumluluk yükü çok fazla. Kadınlar, yapılmayan, yarım yapılan bütün ayrıntıların tamamlayıcısı görevini üstlenmişler ya da kabul ettirilmişlerdir. Çocuklar genelde önce anne diye sesleniyor, anne diye gülüyor, anneee diye ağlıyorlar. Sonra babaya yöneliyorlar. Ailelerde ortak görev ve sorumluluk bilinci olmalı. Öncelikle aile içinde kız erkek ayırımı yapılmaksızın çocuklar büyütülmeli. Ve unutulmamalı ki en önemli eğitim aile içinde başlar. Sevgiyi, saygıyı, hak yememeyi, dayanışmayı, sorumluluğu bilmeyen, bunları yaşamamış, öğrenememiş, kendisini geliştiremeyen çocuklar, ileriki yaşantılarında da kendilerine, ailelerine, çevrelerine ve topluma zarar verebiliyorlar.
Görevini doğruluğu, dürüstlüğü, bilgisi, vicdanı ile yerine getirmeye çalışan öğretmenler, eğitim ve öğretimdeki sorunların çözülmesinde yalnız bırakılmamalı, güvensizlik ortamının içine sürüklenerek idareciler, öğrenciler, velilerle hatta yanlı ve kayırmacı sistemle baş edemez duruma getirilmemeliler.
"Elinka" Emel Güneş
Yorumlar
Kalan Karakter: