Yıllardır sorduğum soruya bugün dahi somut bilgi açıklanmadı. “Depreme hazırlıklı mıyız?” şeklinde sormuştum. ARSLAN döneminde komik bir duyuru kağıdı Akçay’daki eski belediye binasının duvarına “TOPLANMA ALANI” şeklinde milletin şeyi ile güldüğü ilan asılmıştı. Yahu, 200 adım ötede Akçay kordonu var. Neyse, depreme nasıl bir tedbir zinciri var?
Neyse, gelelim günümüze.
“Doğa ile başa çıkamazsınız.” diye yazdım, DOĞA’yı erkek ismi zannettiler.
Fenomen, yani herkesi büyüleyen kişi. Eee, peki ağzı küf kokan siyasetçilere neden fenomen denmiyor?
Siyaset göğüs dekoltesine benzer (emsalleri var). İlk aşamalarında ağız sulandırır. Sonraları mamoplasti mecburiyeti olduğunda değerini kaybeder.
AKP yokken yandan çarklı araba vapuru görev başındaydı.
Kaçamakhane… Aldatmaca kısa metrajlısı da var, uzunu da. Kısa metrajlısının mekanı kaçamakhane’dir. Uzunu ise şehir dışı. Kadını da erkeği de her ikisini kullanabilir; yeter ki ucundan da olsa ikna kabiliyeti olsun.
Onur… Onuru olmayan toplumda yer bulamaz. Hayvanlarda bile bulunan bir özellik. Mesela akrep; zorda kalıp kendini kurtaramayacağını anladığı anda intihar eder. Rahmetli bestekâr Osman Nihat Akın’ın unutulmayan ve hâlâ dillerde dolaşan şarkısı vardır: “Sen Bir Ömre Bedelsin.” Bir kadına değil, intihar etme anında gördüğü akrebe yazmıştır.
Beddua… Canımızı sıkan bir şey olduğunda ya “Allah cezanı versin.” ya da “Allah belanı versin.” deriz. Rabbim kimseye kötülük ihsan etmez. Kötülüğü kulları birbirlerine yaparlar. Bu yetmiyormuş gibi soluğu büyücülerde alırlar: “Şuna bir ceza yap hoca efendi.” diye para ile istekte bulunurlar. Peki, bu Allah’a şirk koşmak değil mi? Yani insan bir başkasına kötülük siparişinde bulunur. Kutsal kitabımızı anladığım dilde mealini yazdırmayanlar da aynı suçu işlemektedirler.
Bir okul üç kodese bedel. En doğru saptamadır.
“Yemin Ettim Bir Kere, Dönmem Geri.” Çok güzel bir TSM eseridir. Şarkının bu başlığını TBMM duvarlarına asmak vacip oldu. Malum, dönekler kol geziyor.
İşte bakan… Güne bakan bile bizdeki bakanlardan daha akil. Mesela geçtiğimiz günlerde Yunan Başbakanı ile Ankara’ya gelen bir Yunan kadın bakan; İngilizce, İspanyolca ve Fransızca biliyormuş. Biz İsviçre’ye Türkçeden öte dil bilmeyeni müşavir olarak atıyoruz.
Yağmur sonrası Edremit’in yollarından şikayet edenler ne gazete okuyorlar ne ana haber izliyorlar. Yandaş olmanın dayanılmaz hırçınlığı.
Tehlike… En büyük tehlike okumuş cahillerdir. Var mı ötesi?
Aşırı yandaş nasıl olunur? Ülkeye düşen yağmurlar “Gomonist” kökenlidir; barajları doldurdular.
Kıyı yerleşim birimleri… Bu bölgelere devlet mendirek yapmak zorundadır. İşte kıyı ilçe ve şehirlerimizin halleri ortada. Yandaş medya bunu çok iyi kullanıp lezzetli bir yemek gibi sunuyor.
Anayasa… İşlerine gelince anayasa, gelmeyince babayasa.
Başkanım… Defalarca yazdım. Her önüne gelene “Başkanım.” diye sosyal medyada yazıp duruyorlar. Başkanım diye adlandırılanlar o unvanı nasıl almışlar merak ediyorum. Başkanlık verilmez, alınır.
Alma mazlumun ahını… Çıkar aheste aheste. Çek kürekleri misali.
Yorumlar
Kalan Karakter: