“Dünya handır han içinde/yaşar o ruh can içinde
Rüya gibi gelir, geçer/insanoğlu gam içinde”
Zeki Müren’den Neşe Karaböcek’e kadar bir çok ses sanatçısının okuduğu “Hey Gidi Koca Dünya” adlı şarkıdan alıntılanan yukarıdaki dizelerde “dünya”,insanların geçici bir süre için konakladığı bir hana benzetilmiş.Aşık Veysel de dünyayı doğumla girilen,ölümle çıkılan “iki kapılı han” olarak türküsünde terennüm etmiş.Aynı benzetmeyi “sufi”ler de yapar,semavi dinlerde de görürüz.Onlar da ortalama 80/90 yıllık insan yaşamına ev sahipliği yapan “dünya”yı “han” olarak kabul eder.Kısaca ,ezelden ebede yolculukta 80/90 yıllık fanilik, dünya hanında tamamlanır.Asıl yaşam öldükten, “dünya hanı”ndan ayrıldıktan sonra başlar.
Şiirlerdeki,şarkı,türkü ve felsefi benzetmelerdeki “hanlar “bir tarafa, biz gerçek “han”lardan söz edelim.
16. Yüzyıldan 20. Yüzyılın ortalarına kadar kasaba, kent vb yerleşim alanlarında,ticaret ve ulaşım yolları üzerinde faaliyet gösteren ve otellerin işlevine sahip hanlarda,kervansaraylarda;
Günümüzde hanlar kalmadı.Ticaret yolları üzerinde kervanların konakladığı kervansaraylar da…Onların yerini otel,motel,tatil köyü,hostel,kamping,
Adına ne dersek diyelim, asıl işlevleri geçici konaklama yapılan mekanlar olmasıdır.
Fiziki olarak sıradan bir yapı olarak görünen bu mekanlar;tanık olanlara,konaklayanların duygusal dünyalarını anlamaya çalışanlara çok şeyler söyler.Tüm odalara,bahçeye,kapı,
Atlarımız çözüldü, girdik handan içeri.
Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya
Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya.
Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı,
çeken gönüller kuşatmıştı ocağı.
Bir pırıltı gördü mü gözler hemen dalıyor,
Göğüsler çekilerek nefesler daralıyor.
Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı
Her yüzü çiziyordu bir hüzün kırışığı.
Gitgide birer ayet gibi derinleştiler
Yüzlerdeki çizgiler, gözlerdeki cizgiler...
Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı,
Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı;
Fani bir iz bırakmış burda yatmışsa kimler,
Aygın baygın maniler, açık saçık resimler...
Faruk Nafiz Çamlıbel “Han Duvarları” adlı şiirinde
ayrılık,gurbet,yalnızlık,
Yukarıdaki giriş paragraflarından sonra yazımızın konusu olan “EDREMİT HANLARI”na dönebiliriz.
Eski çağlardan bu yana sayısız uygarlıkların kurulup yıkıldığı kadim Edremit’in tarihsel ve kültürel bir ögesi olan “Edremit Hanları”nı gündeme getirerek kültürel kent kimliğinin güçlenmesine katkıda bulunmak asıl amacımız.
Günümüzde uzun yılların fiziksel aşındırıcılığına inatla direnç gösteren bir-iki han kalıntısının dışında elbette “han”lar yok.Hanların müdavimi gezginler ile köylüler,binek hayvanları,kağnılar,at arabaları …..da yok.Yazımızda günümüzden 200-250 yıl öncesinden 1900’lü yılların ilk yarısına kadar faal olan hanlar,sahipleri,hanlarda konaklayanlardan söz edilecektir.
Başlayabiliriz…
16.yüzyılda Edremit’te yolcu ve tüccarların konaklamalarına imkan sağlayacak bir kervansaray ile “İstanbullu Evi “olarak sözü edilen bir han bulunuyordu.(Bu evin bugün yıkılma aşamasında olan İstanbul Hanı/Oteli ile ilgisi yoktur.İstanbul hanı/ oteli 1913-1915 yılları arasında yapılmıştır.)
Onyedi ve onsekizinci yüzyıllarda Edremit sicillerinde adı geçen hanlar şunlardır: ACEM HANI,ALEMİ AĞA HANI,CEDİD HAN,EL-HAC/HACI İBRAHİM HANI,EL-HAC/HACI MUSA HANI,EMİR/EMİROĞLU HANI,ERZURUMİZADE EL-HAC MEHMED AĞA HANI,HACI PİRİ HANI,LEBLEBİCİOĞLU HANI,MÜFTİ EFENDİ HANI,PATAT EL-HAC MUSTAFA HANI,PİYALEOĞLU HANI,TOPALZADE HANI,YENİ HAN,REİSZADE MUSTAFA EFENDİ’NİN VAKIF HANI.
Ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısına kadar bu hanlardan bir kısmı yıkılıp dükkana dönüştürülmüş,bir kısmı da el değiştirmiş yeni sahiplerin adıyla anılmıştır.
1835 tarihli Edremit şer’iyye sicili defterinde 8 han kayıtlıdır.Hanların isimleri,oda sayısı ve ödedikleri vergiler şöyle: ACEM HANI;4 odalı,20 para vergi, BAKIR HANI; 60 odalı,16 kuruş 20 para vergi, HACI AHMED AĞA HANI; 6 odalı,6 kuruş vergi, KİLİSA HANI; 9 oda,2 kuruş vergi,KÜÇÜK EMİN AĞA HANI; 23 oda,13 kuruş vergi, MUYTAP HANI; 5 oda,2 kuruş vergi, SANDIKÇI HANI; 11 oda,1 kuruş vergi,TOPALOĞLU HANI; 60 oda,15 kuruş vergi.(vergiler esnaf temsilcileri ve kazanın ileri gelenleri tarafından oda sayısı ve hanın işlekliği göz önüne alınarak belirlenmiştir).1813 yılında bir terekede adı geçen Tuzbuz Ağa Hanı’nın adı 1835 tarihli şer’iyye sicil defterinde bulunmamaktadır.
20.yüzyılın başlarında ise Edremit’teki hanlar şunlardır:ZİNCİRLİ HAN,MENZİL HANI,KAZDAĞLI HANI,ÇORAPSIZ HANI,ÇINARLI HAN,KASAP AHMET’İN HANI,TATAR ALİ’NİN HANI,MUAMMER BEY’IN HANI,HACI RIZA’NIN HANI,ÇÖMEZ’İN MUSTAFA BEY’IN HANI,KARA HAFIZ’IN HANI.
İSTANBULLULAR HANI 1913-1915 yılları arası yapılmıştır
Hanların sahipleri ise Edremit ayan ve eşrafları ile şehri idare eden voyvodalardır.
Hanlarda yolcular,tüccar ile seyyahlar kalmaktadır.Özellikle ticaret amacıyla mallarıyla şehre gelen tüccarların uzun süreli konakladıkları bilinmektedir.
Edremit’te hanların yanısıra konaklama imkanı sağlayan köyler ve mahallerdeki misafir odaları/odalarını görürüz.Ayrıca çarşılardaki dükkanlar ile yağhaneler,bahçeler buralarda çalışanların konakladıkları yerleridir.
Edremit’teki hanlar genelde Yukarı Çarşı,Aşağı Çarşı ve Bazarlık Çarşısı/Pazaryeri’nde inşaa edilmiştir ve çevrelerinde esnaf dükkanları bulunmaktadır.Hanlar genelde iki katlıdır.Üst katlar gelen misafirlerin konaklamasına ayrılırken alt katlarda genellikle depo/mağaza ve ahırlar yer alıyordu.
Hanlar barınma dışında ibadethane ve eğitim amaçlı da kullanılmaktaydı.ilginçtir 1720 yılında Piyaleoğlu,Acem ve Hacı Pir hanlarında gayrımüslim/Rumlar’a kaçak olarak içki servisi yapıldığı ve sonuçta durum açığa çıktığında bu hanların mühürlendiği şer’iyye sicilleri ile cizye kayıtlarında yer almaktadır.
Ondokuzuncu yüzyılın sonu ile yirminci yüzyılın başında yangınlar,çevre düzenlemeler ve otel yapımı nedeniyle bu hanların bir kısmı yıkılmıştır.Gıyas Yetkin 1949’a kadar Edremit’te olup bitenleri anlattığı kitapta 1899 yılında Aşağı Çarşıdaki Menzil Han’ının yandığını,1905 yılında Kazdağlıoğlu Hanı arsasına yeni belediye binası yapılmasının kararlaştırıldığını,1921’de Aşağı Çarşı’da Muammer Bey’in Hanı’nın yandığını,1924’de Aşağı Çarşı’daki Çorapa Hanı’nın yıkılıp cadde açıldığını belirtmektedir.
Bugün ayakta kalan tek han İSTANBULLULAR HANI’dır.Onun da bir kısmı iki hafta önce yağmur sularına dayanamayarak çökmüştü.
ALİ MERAL YALÇIN
Yorumlar
Kalan Karakter: