Ne yazık ki günümüzde iyilik yapanların cezasız kalmadığı dönemleri yaşıyoruz!
Hayatım boyunca çok insan tanıma şansına sahip oldum… İçlerinde iyi insanlar da
vardı, çıkarı için her türlü onursuzluğu yapan da…
Onur, her yüreğin taşıyabileceği bir değer değildir… Günümüzde onur kelimesini bile
özümseyemeyen onursuzlar var aramızda gerçekten çok acı…
Onlar var ya onlar, dostlarını satar, yol arkadaşlarını satar, çıkarları uğruna kim olduğu
fark etmez hepsini satarrrr…
Ben de bu onursuzların, onursuzluğundan nasibimi aldım, hem de öyle böyle değil…
Dost bildiğin birinden darbe yediğinde uyanıyorsun, hayatından çıkarıyorsun. Ama
çoğu zaman geç kalmış oluyorsun; bazen bunun bedelini ağır bir şekilde ödüyorsun.
İşte bu yüzden eskilerin “iyilikten maraz doğar” sözü çok doğru geliyor bana...
Elbette gerçek dostlar da var. En zor gününde yanında olan, güvenini asla boşa
çıkarmayan, yarı yolda bırakmayan insanlar… Benim hayatımda da böyle dostlarım
oldu. Kimisi akranım, kimisi büyüğüm. Onlarla yol yürümek her zaman güzeldir. İlk
aklıma gelen isimler: Işık Teoman, Atilla Köprülüoğlu, Esat Erçetingöz, Yunus
Karakaya, Ahmet Diker, Murat Hoca, Muammer Hoca, Hasan, Ahmet, Adem, Abdullah…
Anımsayamadıklarım da mutlaka vardır.
Ben bugün özellik dostluklarından, adamlıklarından zerre kadar şüphe duymadığım iki
isimden bahsetmek istiyordum.
Çünkü bu iki dost, insan ayırmadan yaptığı iyiliklerinin, duruşlarındaki mertliklerinin
karşılığını göremeyen, ama yine de iyi kalmaya devam eden insanlardan; Ahmet Diker
Ahmet Diker…
İzmir’de özellikle de Karşıyaka’da yaşayanlar Ahmet Diker’i çok iyi tanır… Özü sözü
birdir, Karşıyaka’nın iz bırakan, anıt adamlarından birisidir…
Duruşuyla, adamlığıyla, yardımseverliğiyle, kaleme aldığı eserleriyle Kaf Sin Kaf’a olan
sevgisiyle, saf kan bir Karşıyakalıdır… Siyasette, sanatta, sporda ve yazarlıkta
unutulması mümkün olmayan birçok güzelliğe imza atmıştır.
Uzun uzun Ahmet Diker’i yazabilirdim ama bazen olmuyor işte; bu yazdıklarım kısada
olsa, ne demek istediğimi anlayan anlamıştır diye düşünüyorum…
Şimdilik Ahmet Diker ile ilgili yazacaklarıma istemeyerek ara vererek, değerli dost Veli
Sevil’i anlatmaya çalışayım…
Veli Sevil…
Burhaniye ve Ankara’da yaşayan bu gönlü güzel dostum, Ören’deki arsamızda evimizi
yapan İMC İnşaat ile bizi tanıştıran ve inşaatın sorumlusu olan kişidir.
Öyle bir insandır ki, inşaatta çalışan taşeronlara kötü bir söz söylediğini hiç görmedim.
Emekçiye saygısı sonsuzdur. Ama ne yazık ki onun bu iyi niyeti sürekli suistimal
ediliyor. Taşeronlar, onun kalbi güzel yaklaşımını kullanarak onu zor durumda
bırakıyorlar. Ben bunu yakından biliyorum, çünkü haftanın yarısını Ören’de
geçiriyorum.
Veli Sevil gibi bir insanın, aynı şekilde iyi olmayan kişilerle uğraşmak zorunda kalması
beni üzüyor. Defalarca kendisine söyledim: “Bu insanlar senin gibi birini hak etmiyor.
İsteyerek ya da istemeyerek sana zarar veriyorlar.”
Hem Ahmet Diker hem de Veli Sevil, hayatımdaki çok özel dostlarımdır… Onlar farklı
insanlar. Kendilerine yanlış yapanlara bile iyi davranmaya devam ediyorlar. Ama ben
yine her ikisini de uyarayım; Tanrı aşkına bu kadar iyi olmayın. Çünkü bazen fazla iyi
olmak, başınızı çok ağrıtabilir…
Kalın sağlıcakla…
Yorumlar
Kalan Karakter: