İşte Yücelciler de böyle bir topluluktu kendi canlarını değil, Makedonya’da yaşayan Türk halkının varlığını ve onurunu ön plana koyan yiğitlerdi. Yugoslavya’nın birçok yerinde olduğu gibi Makedonya’da da Müslümanlar ve Türklere karşı zulüm, asimilasyon ve soykırımlar yapılıyordu.
1940’lı yıllarda Yugoslavya sınırları içinde kurulan Yücel Teşkilatı, Türkçeyi, Müslümanlığı ve kimliğini savunmak için ortaya çıktı. Onlar, baskıcı komünist rejime karşı bir kalkan oldular. Ne yazık ki Yücelciler’in bu mücadelesinin bedeli ağır oldu: 27 Şubat 1948’de dört üyesi idam edildi, yüzlercesi hapse atıldı, yıllarca zulme uğradılar.
Balkanlar’da Türklerin yaşadığı sıkıntılar yeni değildi.
1912’den 1940’a kadar geçen süreç, katliamlar, sürgünler ve asimilasyon politikalarıyla doluydu. Rumeli ve Balkanlarda yaşayan Türkler, yurtlarından koparılmak, kimliklerinden uzaklaştırılmak isteniyordu. Bu baskılara karşı sessiz kalmayan bir grup aydın, kendi aralarında bir teşkilat kurdu. Kurucusu Şuayb Aziz olan bu topluluk, kısa sürede Ali Abdurrahman, Nazmi Ömer ve Adem Ali gibi önemli isimleri de bünyesine kattı.
Aziz’in verdiği isimle “Yücelciler” olarak anıldılar. Araştırmacı-yazar Yıldırım Ağanoğlu’nun ifadesiyle: “Yücel bir emir kipidir; yükselmeyi, ahlakı, fazileti, imanı ve kamil insanlığa doğru yönelişi ifade eder. Kartal, yıldızlar ve hilal, Türklerin özgürlük için değer verdiği sembollerdir.”
Yücelciler, Türkiye’ye ve Türklüğe gönülden bağlıydılar. Teşkilata girerken şu yemini ederlerdi:
“Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti menfaatleri için gerekirse kanımın son damlasına kadar çarpışıp canımı vereceğim!”
Başlangıçta az kişi tarafından bilinen teşkilat, zamanla 500 üyeye ulaştı. Ancak korku ve baskılar nedeniyle yalnızca 50’si aktif olarak faaliyet gösterebildi. Buna rağmen Yücelciler, Makedonya’daki Türkler için bir umut ışığı, bir direniş sembolü oldular. Bugün onları hatırlamak, yalnızca bir tarih borcu değil; aynı zamanda özgürlüğün, kimliğin ve onurun bedelini ödeyen kahramanlara saygı duruşudur. Yücelciler, Balkan Türklerinin sessiz ama unutulmaz kahramanlarıdır.
Dilim döndüğünce Kahraman Yücelciler için yazdığım şiirimi sevgili okurlarımla paylaşmak istedim;
Yücelciler
Kendi canlarını hiçe saydılar
Korkuyu tanımadılar
Türk halkı için ölümü göze aldılar
Zincire boyun eğmediler
Özgürlüğün yolunda yürüdüler
Esarete diz çökmediler
Canlarını bir meşale gibi
Karanlığa tuttular
Türk’ün sesi susturulmasın diye
Ölümü kardeş bildiler
Şuayb Aziz önderliğinde
Yola çıkan dört yiğit
Ali Abdurrahman, Nazmi Ömer, Adem Ali
Dört yiğidin yüreğinde tek bir dava vardı
Ata topraklarında onurla yaşamak
Her biri bir çınar
Her biri bir iman neferi
Davaları büyüktü
Türk ve Müslüman kimliğiyle
Ata toprağında hür yaşamak
Halkının hakkını savunmak
Onurlu bir gelecek kurmak
Unutturulmak istenen kimliği
Taşlara, dağlara kazımak
Ve takvimler
27 Şubat 1948’i gösterdiğinde
Darağaçları kuruldu
Yugoslav askerleri
Susturmak istediler bir milleti
Ama bilmediler
İnanç asılmaz
Onur asılmaz
Bir halkın vicdanı darağacında ölmez
O gün dört beden sallandı
Fakat binlerce yürek ayağa kalktı
Yücelciler düşmedi
Yüceldi
Bugün halâ
Makedonya Türklerinin kalbinde
Bir bayrak gibi dalgalanıyor isimleri
Ve tarih fısıldıyor
Şehadetle susanlar
Milletin hafızasında
Ebediyen konuşur
Yorumlar
Kalan Karakter: