Gerçeği halka ulaştırmak, karanlıkta kalanları aydınlatmak, toplumun vicdanını diri tutmak için vardır. Ne var ki bizim coğrafyamızda gazetecilik, çoğu zaman bir meslekten çok bir direniş biçimi, bir onur sınavına dönüşmüştür.
Gerçekleri yazan, halkın çıkarını savunan gazeteciler susturulmak isteniyor. Kimi mahkeme salonlarında süründürülüyor, kimi zindanlara atılıyor, kimi ise kalemiyle birlikte yaşamından oluyor. Onların kalemi yalnızca bir meslek aracı değildir; hakikatin sesi, halkın umududur. Bu yüzden de en çok korkulan, en çok hedef alınan hep onurlu gazeteciler olmuştur.
İktidarların, çıkar çevrelerinin ve karanlık yapıların en çok rahatsız olduğu şey gerçektir. Çünkü gerçek, er ya da geç kapıları zorlar, duvarları yıkar. Gazeteci ise bu gerçeğin taşıyıcısıdır. Bedeli ağırdır ama vazgeçilmezdir.
Öte yandan, taraflı ve yanlı haberlerle gerçeği çarpıtanlar, suskunluğu tercih edenler de vardır. Onların kalemi, hakikati değil çıkarı yazar. Bu durum, halkın güvenini zedeler, basının itibarını gölgeler. Ancak bütün bu karanlığın içinde hâlâ ışığı büyütenler var: Gerçeği yazmaktan vazgeçmeyen, bedeli ne olursa olsun kalemini eğmeyen, satmayan onurlu gazeteciler.
Gazetecilik sadece haber yazmak değildir. Gazetecilik, bir toplumun hafızasını canlı tutmaktır. Unutturmaya karşı hatırlatmaktır. Adaletin yanında durmak, haksızlığın karşısında saf tutmaktır. Bu yüzden gazetecilik, bu topraklarda çoğu zaman cesaret ister. Çünkü hakikati savunmak, çoğu zaman yalnız kalmayı göze almak demektir.
Bu ülkede kalemleriyle yaşamlarını ödeyen nice gazeteci oldu. Yaptığı haberler, yazdığı yazılar nedeniyle katledilen Hikmet Şevket, Sabahattin Ali, Ali İhsan Özgür, Cengiz Polatkan, Abdi İpekçi, Turan Dursun, Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Onat Kutlar, Ahmet Taner Kışlalı, Metin Göktepe… Onlar, katledilen yüzlerce gazeteciden yalnızca birkaçı.
Onların ortak noktası şuydu: Susmadılar. Eğilmediler. Kalemlerini karanlığa teslim etmediler. Bugün hâlâ isimlerini anıyorsak, yazdıkları hâlâ yaşıyorsa, nedeni budur.
Hakikati savunanların sesi kısılmaya çalışılsa da, onların kalemiyle yazılan gerçekler asla yok olmayacaktır. Çünkü gazetecilik, öldürülebilen bir meslek değil; yaşatılan bir vicdandır.
Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Kutlamaların ötesinde bir hatırlama ve yüzleşme günüdür bu tarih. Kalemini onurla taşıyan, baskıya, tehdide ve ölüme rağmen gerçeği yazmaktan vazgeçmeyen tüm gazetecilerin günüdür.
Ve unutulmamalıdır: Gerçeği yazanlar ölmez, sadece tarihe geçer. Onurlu gazetecilerin Çalışan Gazeteciler Günü Kutlu Olsun.
Sağlıcakla Kalın
Yorumlar
Kalan Karakter: