Sanki aceleleri varmış gibi bir bahar günü 6 Mayıs Sabah karşı astılar bu gencecik üç Fidanı.
Kuşlar ötmez oldu, zeytin dalı kırıldı.
Bazı geceler vardır, umutla anılır...
Bazı geceler vardır, acıyla kazınır hafızalara...
Tıpkı 6 Mayıs 1972 gibi
Bir Hıdırellez gecesi
Normalde ne demektir Hıdırellez?
Bahar demektir...
Yeniden doğuş demektir.
Dilekler, umutlar, gül dallarına asılan hayaller demektir.
Ama o gece
Bu ülkenin üç fidanı için dilekler değil, ipler hazırlandı...
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan
Onlar baharı göremedi.
Onlar, bu topraklarda bağımsız bir gelecek hayal etti...
“Emperyalizme karşı mücadele” dediler.
“Tam bağımsız Türkiye” dediler.
ABD'nin sömürgesi olmayacağız dediler.
Deniz Gezmiş savunmasında bir mirası işaret etti.
Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık anlayışına vurgu yaptı...
Ama o gece, bu sözler darağacını durdurmaya yetmedi...
Dosyaları Meclis’e geldi bu üç cesur Fidanın
Türkiye Büyük Millet Meclisi kararını verdi!
Eller kalktı!
Kimi “evet” dedi.
Kimi sustu.
Kimi karşı çıktı ama, yetmedi...
Ve o gece
Bir yanda insanlar Hıdırellez için ateşler yakarken dilekler tutarken, baharın gelişini kutlarken.
Diğer yanda üç genç, hayatlarının en karanlık sabahına yürüdü.
Düşünsene…
Bir anne, herkesin umut bağladığı bir gecede, evladını kaybetti.
Bir baba, baharın geldiği gün, oğlunun mezarına baktı.
Hıdırellez, milyonlar için umut oldu.
Ama üç fidan ve aileleri için, ömür boyu dinmeyecek bir acıya dönüştü.
Bugün hâlâ toplumun geniş bir kesimi o kararı verenlere öfke duyuyor.
“Başka bir yol yok muydu?” diye soruluyor.
“Bu gençler yaşasaydı ne olurdu?” deniyor.
Cumhuriyet Halk Partisi içinde yaşanan bölünme, siyasetin o günkü kırılmasını gösterdi.
Karşı çıkanlar da vardı, sessiz kalanlar da, destek verenler de.
Ama sonuç değişmedi.
Üç fidan, 6 Mayıs sabaha karşı yani bir bahar gecesinde toprağa düştü.
Toprak sustu
Duvarlar utandı
Üç fidanın Asılması kararını verenler utanmadı!
Ama tarih unutmadı...
Son sözleri ne olmuştu üç Fidanın hatırlayalım;
Deniz Gezmiş (25): “Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Kahrolsun emperyalizm!”
Yusuf Aslan(25) : “Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için bir defa ölüyorum. Sizler, bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz.”
Hüseyin İnan (23) : “Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım! Bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum!”
Bugün hâlâ “tam bağımsız Türkiye” sloganıyla hatırlanıyorlar ve anıları, özellikle gençlik hareketlerinde yaşamaya devam ediyor.
Üç fidanın asılmasına onay verenler halen lanetleniyorlar.
Ve belki de en acı soru hâlâ ortada duruyor.
Bir ülke, en umut dolu gecesinde kendi gençlerini kaybederse, gerçekten bahar gelir mi?
Tarih unutmaz.
Halk unutmaz.
Ve bazı geceler…
Sonsuza kadar hem umut hem acı olarak hatırlanır.
Sağlıcakla Kalın
Yorumlar
Kalan Karakter: